10 Eylül 2017 Pazar

Keşke Gerçek Olsa - Marc Levy


Yaz aylarıyla birlikte daha fazla kitap okumaya başlamıştım. Haziran-Temmuz-Ağustos üçlemesi ile sanırım toplam 42 tane. Bu benim için sevindirici bir rakam. Maalesef ki artık eylül ayına girdik, eylül ayı listem de şimdilik kitap okuma açısından dolu dolu gitse de sanırım ay sonuna kadar öyle devam etmez.

Bu sefer bu yazıda bu ay içerisinde okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitabı benim için diğer kitaplardan ayıran sebebi hala tam olarak bulamamış olsam da altını çizdiğim yerlerin ne kadar hayatımla iç içe olduğunu fark etmiş olmam sebeplerin arasında.

29 Ağustos 2017 Salı

Kral Katili Güncesi

"Söylentiler bizi hazır hamle yapmaya iter davranışta bulunmaya zorlar ve bir meselenin henüz olgunlaşmadan mahvına yol açar."
Bilge Adamın Korkusu / Kral Katili Güncesi 2.Gün

Ağustos ayıyla beraber keşfettiğim yeni bir destandan bahsetmek istiyorum bugün biraz. Rüzgarın Adı isimli kitapla başlayan Kral Katili Güncesi Efsanesi İthaki Yayınları'ndan çıkan bir süredir okuduğum en akıcı kitaplardan.

Bir süredir çok kalın kitaplara karşı büyük bir takıntı içerisindeyim. Sanki kendime kendimi kanıtlamak istercesine elim hep bu tür kalın kitaplara gidiyor. Kral Katili Güncesi de bu durumum sayesinde keşfettiğim bir seri.

Seriyi okumaya başlamadan önce hakkında o kadar çok övgü duydum ki gittikçe daha fazla bu iki kitabı okumak için istek duydum. En sonunda İnebolu tatilim dönüşünde kitapları sipariş edip okumaya başladım.

15 Haziran 2017 Perşembe

Anne Frank'ın Hatıra Defteri [KİTAP - FİLM]


Frank ve van Daan ailesi, Hollanda'nın Naziler tarafından işgal edildiği sürede bir evin 'Arka Ev' adını verdikleri bir bölümünde saklanırlar. İki yıl süren bu saklanma sırasında Frank ailesinin en küçük kızı 12 yaşındaki Anne, bir günlük tutar. Günlükte Anne, Arka Ev'deki yaşamlarını, yaşadıklarını zorlukları ve düşüncelerini anlatır. Daha sonradan bu iki ailenin hayatta kalan son üyesi Otto Frank (Anne Frank'ın babası) bu günlüğü kitaplaştırır ve yayınlar.

5 Haziran 2017 Pazartesi

Uluslararası Dergi Fuarı / İstanbul

Herkese merhaba! Yaklaşık 3 aydır buralara ara vermiş gibi oldum, çünkü çok yoğundum, çok meşguldüm. Yine de Instagram adresinde aktif olmaya çalıştım. Umarım bazı şeyleri mahvederken bazı şeyleri başarabilmişimdir. Bu 3 aylık sürede bol bol okudum, biraz gezdim ve bol bol ders çalıştım. Bu sürede gittiğim bir fuardan bahsetmek istiyorum ben ömcelikle;

Sirkeci Garı'nda 4-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Dergi Fuarı'na katıldım. Yazısını çok geç paylaşıyor olmamdan ötürü hepinizden özür diliyorum ama amacım; aldığım farklı farklı türdeki (benim bile daha önce hiç duymadığım) dergileri okuduktan sonra sizlerle paylaşmak.

Aslında bence fuarın çok eksikleri vardı, birçok aradığım dergi yoktu mesela. Daha bilinmeyen dergilerin standları mevcuttu ve bu da fuara çok fazla ilgi olmamasının başlıca nedenlerinden birisiydi bence. 

28 Mart 2017 Salı

Yolun Yarısında Bir Tebessüm: Frida Kahlo / ANKARA


İyi akşamlar!
Geçen hafta arkadaşlarımla birlikte gidebileceğim etkinliklere bakınırken Frida Kahlo ile ilgili bir sergi olduğunu gördük. Hemen gitmem gerektiğini düşündüm tabi ki, A'dan Z'ye her yerde mektuplarını ve resimlerini gördüğüm bu kadının hayatını gidip bir de kronolojik sıralamasıyla ve hayatının içinden fotoğraflarıyla öğrenmeliydim. Bu yüzden geçtiğimiz pazar günü düştük yollara.

25 Mart 2017 Cumartesi

Ölümsüz Tanrıların Ülkesi: Oaxaca / Fernando Franco / ANKARA

CerModern'de "Yolun Yarısında Bir Tebessüm: Frida Kahlo" sergisine komşu olan bir sergiden bahsetmek istiyorum ben bu sefer. Fernando Franco isimli Meksikalı bir fotoğrafçının Oaxaca'da çektiği fotoğraflarla hazırladığı bir sergi bu. Serginin ismi ise; "Ölümsüz Tanrılar Ülkesi".

Sergide çektiğim ve çok beğendiğim birkaç fotoğrafı, altına bilgiler ekleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece 26 Mart'a kadar ziyaret edebileceğiniz bu sergi için hazırladığım yazıya bir fragman niteliği kazandırmış oldurabileyim.

"Güney kısmı başta olmak üzere, Meksika'nın bazı bölgelerinde, hala yaşadıklarına ve sevdiklerini ziyaret etmek için geri geleceklerine inandıkları ölüler için kutlanan bir gün vardır. Bu günde ölülerin mezarlarına gece boyunca yollarını aydınlatmak, kaybolmalarını önlemek için mumlar bırakılır; ölüler ellerde kadife çiçekleri ve yiyeceklerle beklenir. Santa Maria Atzompa'da Ölüler Günü'nden bir kare."

24 Mart 2017 Cuma

3. Çağdaş Sanat Fuarı / ANKARA

16-19 Mart tarihleri arasındaki 3.Çağdaş Sanat Fuarı'nı son gününde gezme fırsatı buldum birkaç arkadaşımla. Daha önce sanat galerisine gitmedim lakin ilkini gerçekleştirmiş olayım diye takıldım arkadaşlarımın peşine. Aslında sanat fuarı ama içerisi, ziyaretçilerin de sürekli dillendirdiği gibi sanat galerisinden pek de farklı değildi. Yine de ilgimi çeken çok başarılı bulduğum birkaç şey vardı. İşte bu yazımda ben bunları paylaşmak istiyorum.

Onur Can Özdemir
Girişte ilk dikkatimi çeken; Onur Can Özdemir için ayrılan kısım oldu. Nedense resimlerini daha güzel ve anlamlı buldum. Yaptığı portreler çok dikkat çekici duruyordu. Genelde kadın figürleri üzerine çalışmıştı. Sitesine gitmek için tıklayın.

Hidayet Üstün
Hidayet Üstün'e ait bu tablo ise 'vay be' dedirtti bize. Hemen telefonlara sarılıp fotoğrafını çektik, bayıldık.

neonvinç - Sezen Aslan
Ve bu mükemmel çalışma Sezen Aslan tarafından hazırlanmış olup, ilk defa 2017 yılı Ocak ayında bir sergide yer almış. 'neonvinç' ismindeki bu tablo Ankara ilinin gündüz ve gece görünümlerinde en sık rastlanan ögeler olan kule vinçler ve neon ışıklardan referans alınarak oluşturulmuş. Sanatçı ayrıca bu iki anahtar kelime için bir de ekleme yapmış; "Ankara'yı tek kelime ile soyutlamada kullanılabilecek hayali sözcük."

SO YU NU YO RUZ. - Küratör Füsun Kavalcı
İşte en çok bayıldığımız duygulandığımız ve fuarda da en çok ilgi gören bu çalışma; aslında bir duyarlılık ve farkındalık projesi imiş. Tam 18 kişinin birbirinden ayrı olarak hazırladığı bu çalışmalar birleştirilip bu görüntü verilmiş. Madencilerimizin maden ocağındaki soyunma odalarından esinlenerek hazırlanılan proje, insanlığın yaşayan ve yaşamayan gizli kahramanları, madencilerin anısına yapılmış.

Burak Ekinci - "OCAK"
Burak Ekinci bu çalışması için; "Madenler doğal olarak mineral kaynaklarıdır. Birilerinin refahı için çıkartılır, bir diğerlerinin ekonomisi için de satılır. Madenciler ve doğa genelde tahrip ve göz ardı edilir. Her madenci kendi maden ocağını el birliği ile oluşturur, daha sonra içinde çalışır, bazen eğlenir güler ama daha çok üzülür. En sonunda ya hastalanır ya da kendi madeninde ölür." notunu düşmüş.

Beste Ocak - "PERSPEKTİF"
Beste Ocak bu çalışması için; "İçinde kömür barındırması sebebiyle kurşun kalemi kullandım. Kurşun kalemlerle oluşturduğum karmaşık kafes görüntüsü, maden işçilerinin asansörlerini anlatmaktadır." notunu düşmüş.

Aynı zamanda fotoğrafını çekmediğim ama notlarını çok beğendiğim birkaç kişiyi de buraya eklemek istiyorum. 
Zahide Bahadır - "MADEN AĞI" : Maden emekçilerimiz, güneş görmeden çalıştıkları için kuru bir çiçek... Herhangi bir neden ile madenden çıkamamalarına karşın örümcek ağı...
Derin Sevil Bodur - "KUYU DİBİ" : Çalışmamda, karşılıklı yerleştirilmiş aynaların derinlik algısı üzerinde yarattığı optik yanılsamadan faydalandım. Bir döngü haline giren görüntü dipsiz bir tünel görüntüsü oluşturuyor. Birbirimize ve evrene bu tür tünellerle, solucan delikleriyle bağlı olduğumu düşünüyorum.
Hüseyin Erol - "KÖMÜR GÖMDÜLER" : Maden ocağında grizu patlaması olduğunda, göçük altında kalan maden işçisinin cesedini çıkartmak imkansızdır. Ancak ailesine bir cenaze töreni yapılmak zorundadır ve birinin gömülmesi gerekmektedir. İşte Anadolu'da oluşturulmuş bir gelenek vardır. Tabuta cansız beden yerine kömür koyulur ve o tabutun içi aileye gösterilmeden gömülür...
Tansu Sungar - "ÜÇ KURUŞ" : Madencilerin çalışma koşullarının ağır olmasına rağmen karşılığını iyi bir şekilde almamaları ve üç kuruş paraya çalışmak zorunda kalmalarını anlatmak istedim. Ve ufak bir ücret aldıklarını göstermek amaçlı, 1 kuruşları yolu andırır şekilde kullandım. O yol uzun ama hepsini toplayınca elde kalan hiç...
Daha fazla uzatmadan bu yazıyı burada sonlandırıyorum. Böyle anlamlı çalışmaların sahiplerini ayrıca tebrik ve teşekkür ederim.